MARİFET İLMİ ve İLLETLER (Velayet İlmi, İlmi Ledün ve İlahi İlim gözüyle)

Marifet ilmi velayeti tanıtan ilim ve bilim külliyatıdır. Kalp gözü açık olan ariflerin yaşadığı bilimin adıdır. 7 dalı vardır. Her dalı bir fakülte oluşturacak kadar geniş kapsamlıdır. Marifetin 7 dalını oluşturan isimleri şöyle: birincisi, ilahi esma ilmi, ikincisi: tecelliyat ilmi, üçüncüsü, cehl ile kemal ilmi, dördüncüsü: şeriat ilmi, beşincisi, nefsini arif olmak ilmi, altıncısı, hayal ilmi yedincisi, illetleri ve devasını bilmek ilmi.

Biz bu ilimden sonuncusu olan illetin ne olduğunu burada tanıtmaya çalışacağız. İrfan anlayışında illet; beden ve ruh hastalıkları demektir. Yani dünya ve ahirete ait tüm hastalıkların ana ismidir. Önce dünyaya ait olan bedeni hastalıkların ne olduğunu tıp açısından ele alalım. Yalnız Peygamberimizin bu konuda olan hadisi şerifini bilelim. Peygamberimiz diyor ki: "Hastalıkların anası midedir." Yani çok yemenin kalbin yolunu sislediği, bulutladığı, kesif (katı) bir karartı meydana getirdiği dini bir gerçektir. Ne demişler arifler: "Kafa dolu mide boş, mide dolu kafa boş."

Dünyaya ait olan bedenlerimiz sık sık arıza yapan makine gibidir, hassastır. Çabuk hastalık kapar. Hastalık ya mikroptan olur, ya da soğuktan. Bedenimiz (36,5-37 derece) belirli bir ısıda sıhhatli olur. Ondan sonra yani daha yukarıda hastalık olmaz, sıcak sıkıntısı olur. Fakat soğukta beden arızalanır. Tabibe gittiğinde soğuk algınlığı der ve ilaç yazar.

Mikropların yol açtığı hastalıklara gelince; bu hastalıklar bedenimize ait olmakla birlikte ahiretimize de tesirleri vardır. Zira hastalık dini yeterince bilmeyen ve yaşamayanlara Allah'ın rahmetidir. Ancak nefsin bedene olan sıkı bağlılığı sonucu tersine görünür. Peygamberimiz hadisi şerifte: "Mümkün değil ki bir kişiye diken batsında, onun verdiği acı günahlarına kefaret olmasın" der. Bir başka hadisi şerifte ise: "Dünya ahiretin tersinesidir" der. Bu iki hadisi şerif aynı görüşü onaylar. Yani kısacası, Allah'ın emirleri, İslam evliyası bilgisi ve görüşü ile bilinmedikçe ve de yaşanmadıkça, eksiklikler kişinin iman durumuna göre hastalıkla gelen rahmetle tamamlanır, boşluklar böyle doldurulur. Unutulmasın ki Allah kulunu ananın, babanın evladını sevdiğinden çok fazla sever. Ebedi hayatını güçlendirmek için hastalık rahmetini devreye sokar. Bu konuyu çok iyi bilen velilerden biri kibarı kelamında şöyle der: "Derman arardım derdime, derdim bana derman imiş." Demek olur ki hastalıkların yanı sıra dertlerde de derman olan rahmet uzantısı vardır.

Bu durumlarda davranışımızı çileye, sıkıntıya, dertlere kendimizi bir nebze alıştırmamız gerekir. Bu bir sabır işidir, iman işidir. Her çalışma bu rahmet kapsamına girer. Hele de bedeni ve aklı yoran işler büyük bir ahiret kazancıdır. Yeter ki tüm işlerinde şeriata, yani peygamberin mekarimi ahlakına gücün nispetinde ters düşme.

Ancak huzuru bozacak kadar büyük olanları isyan ettirecek sonuçlar doğurursa, yada sancı kişiyi derdin içinde boğduysa, bu ahvalden Allah'a sığınılır. Zira bu rahmet için kopuk bir sonuç verebilir. Nefsini sabra alıştıran kişilere göre değişir.

Biraz da mikropları tanıyalım. Mikroplar hastalığı yayan ve gözle görülmeyen küçük canlı varlıklardır. Mikroskop denilen büyütücü aletle ancak görülebilirler. Peki Hakk gözüyle baktığımızda acaba bu mikroplara ne isim vermemiz gerekir. Yahut bunları nasıl tanımalıyız. Peygamberimiz bir hadisi şerifinde : "Cüzzam hastalığından aslandan kaçar gibi kaçın" der. Neden başka bir hastalık için değil de cüzzam için bunu söyledi, açısından hareketle incelendi. Sonuçta cüzzam hastalığını meydana getiren mikrobun aslana benzediği anlaşıldı. Bu hem Peygamberimizin peygamberliğinin tasdiki anlamına geliyordu, hem de mikropların varlığını ortaya koyuyordu.

Öldüren ve bulaşıcı olan hastalıklar kişiye düşünce zamanı ve ibadet imkanı bırakmadığından, tedavisi şart olur. Bazı yerde tedavi rahmeti dışlamak olur. Ancak Allah kuluna rahmeti hastalıkla verecekse şifayı kaldırtır. Tabipleri çaresiz duruma sokar. Kanser ve emsali hastalıklarda olduğu gibi.

Peygamberimiz: "Ölümden ve ihtiyarlıktan maada tüm dertlerin devası vardır" der. Ancak insanlar Allah'tan uzaklaştığı kadar zamanı uzatır. Zira inkarın karşıtı vardır. O cezayı çekmeden hastalığa çare olmaz. Ayani sabite neyi gerektiriyorsa o kendiliğinden olur.

Reğmi Hakk, Nusret Osmanoğlu

 

[ Ana Sayfa | İslam Dini | İslam Astronomi | Ululemir | Bize Yazın ]